Kan uyuşmazlığında aşı ne zaman yapılır?

Kan uyuşmazlığında aşıya gerek kalmayacak mı? 2
Bu sayfamızda sizler için kan uyuşmazlığı , kan uyuşmazlığı tedavisi, kan uyuşmazlığında aşının önemi konularına deği
 Çukurova Üniversitesi”nde (ÇÜ) yapılan bir araştırmada, aralarında “RH uyuşmazlığı” bulunan çiftlerin çocuklarında oluşabilecek sağlık sorununu önlemek amacıyla uygulanan aşıyı saf dışı bırakan “kan testi” yönteminin başarıya ulaştığı bildirildi.

Çukurova Üniversitesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Tuli, yaptığı açıklamada, anne adayının kanının Rh negatif (-), baba adayının ise Rh pozitif (+) olması durumunda kan uyuşmazlığı söz konusu olduğunu, bu durumda bebeğin hayatının tehlikeye girdiğini bildirdi.

Anne ve babanın kanının negatif olması durumunda çocukta pozitif kan değerinin mümkün olmadığını, bu yüzden herhangi bir hayati riskin de bulunmadığını vurgulayan Tuli, “Ancak annenin negatif kan değerine karşın baba pozitif olduğunda, çocuğun yüzde 50 olasılıkla kan değeri pozitif olacağından önemli sağlık sorunları yaşanıyor, bebek ölü dünyaya gelebiliyor” dedi. Prof. Dr. Tuli, Rh uyuşmazlığından kaynaklı bu sorunun çözümü için negatif kan değerine sahip annelerin hamilelikleri suresince uygulatmak zorunda oldukları rutin aşının bulunduğunu ifade ederek, şunları söyledi: “Çünkü, bebek pozitif kan grubuna sahip olduğunda anne adayının savunma sistemi doğmamış bebeğin kan hücrelerini adeta bir yabancı madde gibi algılayarak onları parçalamak için harekete geçiyor. Eğer anne adayının savunma sistemi ilk kez bu hücrelerle karşılaştıysa yani ilk gebelik söz konusu olduğunda savunma sistemi silahlarını geliştiremeden bebek kurtuluyor. Ancak, ikinci gebelikte annenin vücudu Rh pozitif hücrelerini tanımış olduğundan ikinci bir pozitif kan değerine sahip bebeğe karşı savunma silahları hazır oluyor. Bu yüzden bebeği kaybedebiliyoruz. Son yıllarda yurt dışındaki çeşitli üniversitelerde yapılan ve bizim de araştırma amaçlı sürdürdüğümüz çalışmada, anneden aldığımız kanla bebeğin kan grubunu belirleyebiliyoruz. Anne ve bebeğin kanında uyum varsa rutin aşıya gerek kalmıyor ve böylece gereksiz aşı masrafı da önlenmiş oluyor.” Prof. Dr. Tuli, gebeliğin 15″nci haftasında yaptıkları testin sonuçlarında yüzde 100 başarıyı yakaladıklarını ancak rutin uygulamaya henüz geçmediklerini belirerek, “Rutin uygulama başladığında sosyal güvenlik kurumları önemli bir sağlık yükünden kurtulmuş olacak” dedi.

Pozitif kan gruplu anne ve babadan negatif çocuk olabilir

Her ikisi de negatif kan grubu değerine sahip olan çiftlerin, pozitif kan grubuna sahip çocuk dünyaya getirmelerinin imkansız olduğuna dikkati çeken Prof. Dr Tuli, bu durumun zaman zaman pozitif kan değerindeki çiftlerde yanılgılara yol açtığını da ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı: “Her ikisi de pozitif kan değerine sahip çiftlerin hem negatif, hem pozitif kan grubuna sahip çocukları olabilir. Buna rağmen, anne ve babası pozitif kan değerine sahip çocuklarda negatif kan değeri tespit edildiğinde kaygı oluşuyor. Bu kaygıların son derce yersiz ve gereksiz olduğunu da belirtmekte fayda var.”

Hürriyet

Stresin hamile kalmaya etkisi

Stres hamilelik şansını azaltıyor mu? 2
Bu makalemizde sizlerle stres , stres gebeliği azaltıyor mu , stresin gebeliğe etkisi konularına değineceğiz.
 Birçok çiftin sorunu olan infertilite (kısırlık) daha çok bedensel boyutta ele alınıyor. Oysa stres de gebelik şansını azaltan en önemli faktörlerden biri…

Stres, ‘organizmanın, tehdit edici bir durum karşısında bedensel ve ruhsal olarak zorlanması’ diye tanımlanıyor. Mekanizma duygusal, zihinsel ve bedensel bütünlükten oluşuyor. Stres ise organizmanın normalde uyum içinde, tıkır tıkır çalışan bu mekanizmasının bozulmasına sebep oluyor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ayşe Duman”a göre, infertil çiftlerin (1 yıllık düzenli, korunmasız ilişkiye rağmen gebelik olmaması) yüzde 15’inde yapılan araştırmalara rağmen neden gebelik olmadığı bilinmiyor.

“İnsanı sadece maddi bedenden ibaret görüp araştırmalarımızı tedavi planlarımızı sadece maddi beden üzerinden yaptığımız sürece de bu çiftlerin infertilite nedenlerini bilemeyeceğiz” diyen Dr. Duman, stresin kısırlık üzerindeki etkisi hakkında şunları söylüyor:

“İnsanın zihni, ruhu, istekleri, arzuları ve bilinçaltı programında bir yığın duygu birikimleri var. Eğer kadının bilinçaltında çocuk sahibi olmasını engelleyecek bir duygu birikimi varsa siz bedenle istediğiniz kadar uğraşın, gebelik elde etmeniz zorlaşacaktır. Stres aslında tüm hastalıkların ve de infertilitenin zeminini oluşturmakta. Stresin, adeta bir virüs gibi fizik bedendeki programın işleyişini bozup, migren, gastrit, spastik kolon, cilt rahatsızlıkları hatta kansere yol açtığı biliniyor. Bu gerçeklikle, her türlü tetkiki yapıp tedavi yöntemlerini uygulamamıza rağmen, “gebeliğin neden olmadığını biz de bilmiyoruz’’ diyorsak, işin psikolojik boyutuyla ilgilenme zamanı gelmiş demektir. Tedavi sürecinde yaşanacak olumsuzlukların, gerginliklerin, acabaların yapılan işlemleri ve sonucu olumsuz etkilememesi için, tedaviye başlamadan kadının bedeniyle birlikte ruhuna da gerekli destek sağlanmalıdır.

RUHSAL BASKILAR, GEBELİK PROGRAMINI BOZUYOR

Toplumumuzda özellikle evlilik süresi 1–2 yılı bulmuşsa öncelikle ailenin büyükleri torun sevme telaşına giriyor. “Ölmeden önce bir torun görseydim, ne zaman hala olacağım?’’ gibi cümlelerle çift üzerinde baskı kuruluyor. İş arkadaşları sormaya ve akıl vermeye başlıyor. Çok erken dönemde gereksiz bir yığın tahliller yapılırken, her tahlil sonuç da gerginlikle bekleniyor. Her doktor dönüşü çift ‘’suç kimdeymiş’’ gibi garip soruların altında eziliyor. Bu eziklikle bir süre sonra çocuklu ailelerle görüşmemeye başlanıyor. Kadın, hamile birini görmeye tahammül bile edemiyor, erkek de oğluyla maça giden babaların hikâyesini duymak istemiyor.

Durum böyle olunca, zamanı gelmediği için işlemeyen gebelik programı bozulmaya başlıyor. İnfertilitenin fiziki şartlarda nedenini bulamayıp, bilinçaltı programında neler var diye sorguladığımızda çeşitli verilere ulaşırız. Çocukluk döneminde yaşanan travmalar, cinsel kimlik sorunları, aile içi iletişimdeki sorunlar, kişinin çocukluğuna ait anılarının olmaması, değersizlik inancıyla ortaya çıkan, ‘ben iyi bir anne olamam’ düşünceleri, ‘anne (baba) olmayı hak etmiyorum’ düşüncesiyle kendini cezalandırma gibi örnekleri çoğaltmak mümkün. Zira her kişinin yaşamı ve yaşamdan algıladıkları, tıpkı parmak izi gibi kendine özeldir. Özetle, vücuttaki işleyiş bozulması durumunda düzeltme işlemini sadece maddi beden üzerinden yapmak yeterli değil. Aynı durum infertilite tedavilerinde de geçerli. Bu tedavilerde de kişilerin ruhsal boyutunu öncelikli sıraya almakta ve ona göre tedavi şekli oluşturmakta fayda var.”

Gebelikten önce dikkat edilmesi gerekenler

Gebelikten önce dikkat edilmesi gerekenler nelerdir? 2
Bu yazımızda sizlerle gebelik öncesi , gebelik öncesi alınacak önlemler , gebelik öncesi yapılmaması gerekenler konularına değineceğiz.
Gebelikten önce dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Anne adaylarının hamile kalmadan en az 1 ay önce kızamıkçık aşısı olmaları gerekiyor.

2006″da kızamıkçık aşısının aşı takvimine girmesiyle doğumdan itibaren tüm bireyler kızamıkçığa karşı korunmuş oluyor. Hamilelik sırasında kızamıkçığa yakalanan annelerin bebekleri de etkileniyor. Bu yüzden aşınızı zamanında olmanız büyük önem taşıyor.

 

Anne olmadan önce yapılması gerekenler

Annelikten önce yapılması gerekenler nelerdir? 2
Bu yazımızda sizler için annelik öncesi , annelik öncesi ders , annelik öncesi tedbirler konularını ele alacağız.
 Anne adayı ve bebeğin sağlığı için kilonuz çok önemlidir.

Her kadın “Hamile kaldığımda çok kilo alacak mıyım, daha sonra bu kiloları verebilecek miyim?” sorusuna odaklanır. Ancak hamile kaldıklarında ideal kilolarında olup olmadıklarını pek önemsemezler. Aslında anne adayının da doğacak bebeğin de sağlığı açısından önemli unsurlardan biridir, anne adayının ideal kilosunda olmasıdır.

Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü”nden Op. Dr. Asena Ayar hamileliğe kilolu ya da normal kilosunun altında başlayan anne adayları ve hamilelik döneminde normalin üzerinde kilo alan annelere bazı önerilerde bulunuyor.

Fazla Kilo, Çocuk Sahibi Olmayı Olumsuz Etkiliyor

Fazla kilo ile yumurtlama problemleri, kıllanma ve insülin resistansı arasında yakın bir ilişki olduğu ve bunların çocuk sahibi olmayı olumsuz etkilediği ispatlanmıştır. Öyle ki, kadında adet düzensizliği ya da yumurtlama problemleri var ise, sadece kilo vererek ve egzersiz yaparak, adetler düzenlenebilir, kiloya bağlı kan metabolizması değişiklikleri geriye döndürülebilir.

Hamilelik Öncesi Fazla Kilolarınızdan Kurtulun

Fazla kilolu olarak hamile kalırsanız;

– Hamileliğiniz sırasında kronik hipertansiyona yakalanma oranınız yükselir. – Preeklampsiye (hamilelik zehirlenmesi) yakalanabilirsiniz. – Hamilelik şekeri riskiniz artabilir. – Kilolu bebek doğurabilirsiniz. – Ölü doğum gerçekleştirebilirsiniz. – Yüksek olasılıkla sezaryenle doğum yapmanız gerekir. – Doğum sonrası kanamalarınız, alt karın, idrar yolu, yara yeri enfeksiyonlarınızın olma olasılığı fazladır. – Bebeğinizde beyin-omur-omurilik bozuklukları, karın duvarı, kalp anormallikleri ve birçok başka anormalliklerin görülme olasılıkları artabilir.

Bu sebeple fazla kilolu anne adaylarına, hamilelik öncesinde anne adaylarının yağdan fakir, liftten zengin diyet uygulayarak ve egzersiz yaparak kilo vermesi önerilir. Bu diyeti yaparken anne adayının doktorundan ya da bir beslenme-diyet uzmanından bilgi alması çok önemlidir. Çünkü bilinçsizce yapılan diyetler gebe kalma şansınızı azaltabilir.

Çok Zayıf Anne Adayları da Dikkatli Olmalı

Hamilelik döneminde kilo artışına dikkat edilmesi gerektiği gibi, hamilelikten önce de anne adayının ideal kilosunda olması oldukça önemli. Ancak sadece fazla kilolu anne adayları değil, normalin altında kiloda olan anne adayları da dikkatli olmalı. “Aşırı zayıflık da hamilelik şansını tehlikeye atıyor” bunu unutmayın! Ayrıca zayıf kadınlarda, yetersiz beslenmeye bağlı olarak vitamin ve mineral eksiklikleri sıklıkla görülür. Bu sebeple, hamile kalmaya karar vermeden 3 ay ile 1 yıl önce uygun bir beslenme programı ile ideal kilonuza ulaşın. Anne adaylarına önerimiz vücut kitle indeksleri 18, 5-24, 9 kg/m2 arası, yani normal kilolu olarak hamileliğe başlamalarıdır.

Hamilelik Döneminde İki Kişilik Yemek YEME!

Hamilelik öncesinde anne adayının ideal kilosunda olması kadar hamilelik sırasında da kontrollü yemek yemesi ve beslenmesine dikkat etmesi de çok önemlidir. Hamilelik sırasında çok ve tek taraflı beslenmekten uzak durup temel besin gruplarından gün içerisinde yeterli ve dengeli almak gerekiyor. Üstelik sanılanın aksine “iki kişilik” yemek de gerekmiyor. Hamilelik sürecinde fazla kilo almayı engellemek için yapılması gereken ilk şey; hangi besinlerden ne kadar tüketeceğinizi öğrenmek.

Hamilelik döneminde önerilen; tüm temel besin maddelerinden yeterli ve düzenli olarak alarak ideal beslenme şeklini oluşturmaktır.. Proteinler, yağlar, karbonhidratlar, vitaminler ve mineraller olarak tanımlanan temel gıdalardan dengeli bir şekilde almak hamilelik sürecinden önemlidir. Besin değeri düşük gıdaları fazlaca tüketmek, gereksiz kilo almaktan başka bir işe yaramaz. Uygun beslenme planı için doktorunuzun ya da bu konuda uzman bir diyetisyenin önerilerinden yararlanmanızda fayda var.

Hamilelik döneminde kişiden kişiye değişse de normal kilo alımı oranı 10 – 12 kilo arasında değişir. Ancak bu, anne adayının hamilelik öncesi kilosu ve boyu, yaşı, daha önce sahip olunan bebek sayısı, iştahı, metabolik bir hastalığının (diyabet vs.) olup olmadığı, sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri, günlük fiziksel aktivitesine göre değişebilir.

“Zayıf Hamilelik” Modasını da Takip Etmemeli

Hamilelik döneminde bilinçsizce besin değeri düşük gıdaları, aşırı şekilde tüketerek fazla kilo almak kadar, formunu kaybetmemek için az beslenmek de zararlıdır. Son yıllarda giderek yayılan zayıflama trendi, anne adaylarını da etkisi altına almaya başladı. Hamilelik sürecinde fazla kilolardan korkan anne adayları, formlarını kaybetmemek için bilinçsiz diyetler yaparak zaman zaman bebeklerinin hayatlarını tehlikeye sokabiliyor. Bebeğin büyümesi, sağlıklı olması, ruhsal, fiziksel yönden iyi gelişmesinin anne adayını sağlığı ve beslenmesiyle doğru orantılı olduğu unutulmamalıdır.

Mother&Baby

Düşük yapmamak için neler yapılmalı?

Düşük yapmak kabusunuz olmasın 2
Bu makalemizde siz değerli okuyucularımız için düşük yapmamak için ne yapmalı , düşük yapmamak için nelere dikkat etmeli , düşük yapmamak için ne yemeliyiz konularına değineceğiz.
Düşük yapmak kabusunuz olmasın,,Düşük yapan kadınların sağlıklı bir bebek dünyaya getirme oranlarının yapmamış olanlara göre çok daha yüksek olduğu belirtildi.

Danimarka ve Hollanda’da yapılan iki yeni araştırmada, bin kadından üçte ikisinin beş yıl içinde en az bir çocuğunun olduğu, 213 kadınından yüzde 70’inden fazlasının da bir yıl sonra hamile kaldığı belirtiliyor.

İsveç’te yapılan büyük bir toplantıda doğurganlık ilaçlarının avantajlarının tartışıldığına dikkat çekilerek, tekrarlanan düşük yapan kadınların hiç düşük yapmamış kadınlar kadar sağlıklı bir bebek sahibi olma şanslarının olduğu vurgulanıyor.

BBC’ye göre, daha önce tekrarlanan düşük yapmış yaklaşık 1000 kadının katılımıyla Danimarka’da gerçekleştirilen bir araştırmada, katılımcıların üçte ikisinin beş yıl içinde en az bir çocuğunun olduğuna dikkat çekiliyor.

Hollanda’da yapılan ikinci araştırmada ise, 213 kadının katıldığı ve bunların yüzde 70’inden fazlasının bir yıl sonra hamile olduğu ve iki yıl sonra hamile olma oranının yüzde 80 yükseldiği belirtiliyor.

Ayrıca, kadınların yarısından fazlasının ortalama hamileliğin 41. haftasında sağlıklı bir bebek doğurduğu ifade ediliyor.

Doktor Stefan Kaadorp da “Elde ettiğimiz bulgulara göre, tekrarlanan düşük yapan kadınlar yeniden hamile kalma zamanının hiç düşük yapmamış kadınlara göre daha uzun olmayacağı konusunda güvenebilirler” dedi.

Kürtaj nasıl?

Kadınlar kürtaj yaptırmak zorunda mı? 2
Bu yazımızda sizlerle kürtaj nedir , kürtaj nasıl yapılır , kürtaj ne zaman yapılır konularını ele alacağız.
 Korunmasız cinsel ilişki sonrasında hamile kalan kadınlar, baba adayı çocuğu istemezse mecburen kürtaj yaptırmak zorunda kalıyor. Halbuki gerekli önlemler alındığında kürtaj son çare değil…

Doğum kontrolü şart! Belki de bütün kadınların korkusu istenmeyen bir gebeliğe sahip olmaktır. Bunun nedeni prezervatif ve doğum kontrol hapları gibi genellikle gebelikten koruyucu önlemlerin yeterli olarak alınmaması ve bir istenmeyen gebelik durumunda ne yapılacağını bilmemektir. Halbuki gerekli önlemler alındığında kürtaj son çare olmayacaktır.

İstenmeyen gebelik; kadının doğum yapmak istememesi, doğum yapmanın sağlık açısından zararlı olması veya yaşayan çocuk sayısı fazla olan durumlarda görülen gebelik durumlardır. İstenmeyen gebelik olmaması için doğum kontrol yöntemlerini kullanmalısınız. Gebelik olduğu durumlarda ise aşağıda açıklayacağımız yöntemlerle sorun çözülebilir. Hamile olduğunuzu nasıl anlarsınız? Gebelik tanısı doğurgan çağdaki kadınlarda adet gecikmesi olan her durumda gebelikten şüphelenilmelidir. Gebelik tanısı gebeliğe bağlı bulantı, aşerme, göğüslerde hassasiyet gibi özel yakınmalarla veya daha iyisi gebelik testi yaptırılarak konulabilir. Gebelik testleri idrarda gebeliğe özgü hormonlara bakılarak yapılır. Günümüzde bu tip testler oldukça hassastır. Çoğu zaman adet gecikmesinin ilk günlerinde sonuç veririler. Burada anımsatmamız gereken bir konu bu testlerin bir hastanede veya yetkili bir laboratuar ortamında yaptırmanız gerektiğidir. Ülkemiz koşullarında son zamanlarda sağlık kabinlerinde veya eczanelerde yapılan testlerin güvenilirliği azdır. Gebelik testi sonucunun negatif olması gebeliğin olmadığı anlamına gelir. Bu durumda adet gecikmesinin nedeni araştırılması için doktorunuza danışmanız gereklidir. Test sonucu pozitif ise korkulan başa gelmiştir ve gebelik var demektir. Bu durumda eşinizle görüşüp gebeliğin geleceği konusunda kesin bir karara varmalısınız. Gebeliğin devamına karar verirseniz gebelik takibi için doktorunuza başvurmalısınız. Bu gebeliği istenmeyen gebelik olarak kabul edip sonlandırılmasını isterseniz, önerilerimize kulak verin… Tek çözüm yolu kürtaj İstenmeyen gebelik nedeniyle doktorunuza başvurduğunuzda ilk olarak ultrason dahil olmak üzere muayene olacaksınız. Bu muayene sonucunda gebeliğin sorunsuz ve kaç haftalık olduğu anlaşılacaktır. Gebelik haftası son adet tarihinin ilk gününden itibaren hesaplanır. Türkiyede yasa ile 10 haftaya kadar istenmeyen gebeliklerin yetkili sağlık personeli tarafından sonlandırılmasına izin verilmiştir. Bu şekilde uygun görülen gebeliklerin sonlanmasında en güvenilir ve sağlığa uygun yöntem kürtajdır. Kürtaj gebeliğin cerrahi bir müdahale ile rahim dışına alınmasıdır. Bu yöntemin uygun yapıldığı takdirde kalıcı bir sorun ortaya çıkarması olasılığı çok azdır. İlaçla gebelik sonlandırma sağlığınız için tehlikeli Türkiyede piyasada bulunan hiçbir ilaç gebelik sonlandırılmasında kullanılamaz. İlaçla düşük olması tıbben kabul edilemez bir durumdur. İlaçla veya kabul edemeyeceğimiz yöntemlerle düşük yaptırılması özellikle kırsal kesimde yaygındır. Bu tip düşük yapılması aşırı kanama ve iltihap nedeni ile çok tehlikelidir. Sonuçta hangi yöntemle düşük olursa olsun yine kürtaj gerekecektir. Son yıllarda ülkemizde düşük yaptırılmakta kullanıldığı iddia edilen ilaçlar kullanılmaya başlanmıştır. Bu tür ilaçların kullanımı çok dikkatli bir şekilde doktor kontrolü altında yapılmalıdır. Kürtaj Nasıl Yapılır? Hasta muayene masasına yatırılır ve anestezi verilir. Hastaya acı vereceği düşünülen müdahaleler söz konusu ise genel anestezi kullanılmalıdır. Bu tip genel anestezide genellikle ameliyatlarda kullanılan ilaçların hepsi kullanılmaz ve bunların yan etkileri oldukça azdır. Daha önce doğum yapmış kadınlarda bazen lokal anestezi yeterli olabilir. Müdahale genellikle 10 dakika kadar sürer. Özel bir vakumlu enjektörle gebelikle ilgili dokular rahimden dışarı alınır. Gebelik küçük olduğundan bu işlem sorunsuz olarak yapılabilir. Hasta genel anestezi yapılmışsa yaklaşık 15 dakika içinde kendine gelir. Lokal anestezi kullanıldığı durumlarda ise hasta hemen ayağa kalkabilir. Hasta kendini iyi hissettiği anda eve gidebilir. Hasta evde en az 12 saat dinlenmeli ve 15 gün kadar eşiyle birlikte olmamalıdır. Doktorunuz büyük olasılıkla sizi kontrole çağıracaktır, bu kontrolü kesinlikle aksatmayın.

Hamileyken diş çekilir mi?

Hamileyken diş çektirilir mi?  2
Bu sayfamızda sizler için hamilelikte diş bakımı , hamileyken diş çekimi yasak mı , hamileyken diş sağlığı konularına değineceğiz.
 Hamile olmayı düşünen veya hamile olan her kadın mutlaka bir diş hekimi kontrolünden geçmeli , ağız sağlığı için neler yapması veya yapmaması gerektiğini öğrenmeli ve gereken tedavilerini yaptırmalıdır.

Hamilelik döneminde kadın hormonlarındaki değişiklikler nedeniyle diş eti hastalıklarında artış görülmektedir. Bu hormonal değişiklikler nedeniyle ağız içerisinde hassasiyet, diş etlerinden kızarıklık ve kanamalar olabilir.

Hamilelik sırasında değişen beslenme alışkanlıklarına reaksiyon olarak aynı zamanda da değişen hormonal seviyelere bağlı olarak oluşan plak tabakası, mevcut olan küçük çürükleri büyütür ya da yeni bir çürük oluşturur. Hamile olmayı düşünen veya hamile olan her kadın mutlaka bir diş hekimi kontrolünden geçmeli , ağız sağlığı için neler yapması veya yapmaması gerektiğini öğrenmeli ve gereken tedavilerini yaptırmalıdır. Bu hem annenin hem de çocuğunun sağlığı için çok önemlidir.

Ağız bakımını ihmal etmeyin

Hamilelik tüm vücudun fiziksel ve psikolojik yönden pek çok değişikliklere uğradığı bir dönemdir. Ağzımız ise vücudun bu tür değişikliklerine karşı çok hassas olan bir bölgesidir. Anne adayı hamilelik süresince ister istemez devamlı bebeğini düşündüğü için kendi kişisel bakımını ihmal edebilir. Mide bulantıları ve kusmalar ağız içinde zararlı etkilere neden olur. Bazı yiyecek ve içeceklere karşı aşırı ilgi veya aşırı tiksinme duyulması sonucu ağız da bundan etkilenir. Hormonal etkiler sonucunda ağız içinde bazı değişimler olur. Örneğin kandaki ve tükürükteki asit miktarı arttığı için dişlerin çürümesi kolaylaşır. Çünkü en basit anlatımıyla , dişin çürümesi demek , bakterilerin salgıladığı asitlerle yumuşaması demektir. Diş eti rahatsızlıkları da eskisinden daha kolay ve daha sık oluşacaktır. Hamilelik sırasında diş tedavisi yapılabilir mi? Hamileliğin ilk üç ayında bebeğin organ gelişim evresi olan ilk üç ayda etkili dental tedaviden kaçınılmalıdır.

Tedaviler ikinci üç aya ertelenmelidir.

Diş ya da diş eti iltihabı gibi acil durumlarda, var olan enfeksiyonun bebeğin gelişimini dental tedavinin olumsuzluklarından daha fazla etkileyebileceği düşüncesi ön plana alınmalı ve bir jinekoloğun önerileri doğrultusunda dental tedavi yapılmalıdır.

Son üç ayda tedavi için gerekli olan pozisyonları rahat alalaması ve koltukta uzun süre oturamaması nedeni ile diş tedavisi yaparken anne rahatsız olabilmektedir.

Hamileler için diş bakım önerileri: – Günlük ağız ve diş bakımınızı ihmal etmeyin. Günde en az iki kez diş fırçası ve diş ipi kullanarak etkili diş bakımı yapılarak plak birikimine engel olunmalıdır.

– Plak birikimi, ve diş eti hastalıkları ile hamilelik sırasında oluşan hormonal – değişiklikler arasında direkt ilişki vardır. Hamilelik öncesi tam bir ağız muayenesinden geçerek, gerekli tedavilerinizi yaptırın.

– Ağız gargaraları ya da ılık tuzlu su ile gargara yapın. Özellikle ılık tuzlu su diş etlerini rahatlatır ve dişeti hassasiyetini azaltır.    Bebeğin diş sağlığı için yapılması gerekenler: Bebeğin diş gelişimi anne karnında başlar. Bu dönemde anne hem kendi sağlığı hem de bebeğinin diş gelişimi için dengeli beslenmeye dikkat etmelidir. Diş sağlığı için protein, A vitamini (et, süt, yumurta, sarı sebze ve meyveler) C vitamini (narenciye, domates, çilek), D vitamini (et, süt, yumurta, balık) ve kalsiyum (süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) dan zengin gıdaların yeterince alınması gerekir. Bunun yanı sıra bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır. Kullanılan ilaçlar bebeğin diş sağlığının yanı sıra genel vücut gelişimini de olumsuz yönde etkileyebilir.

Bebeklerde tavşan dudak

Çocuğunuz tavşan dudaklı olabilir mi? 2
Bu yazımızda sizlerle bebeklerde tavşan dudak neden olur , bebekte tavşan dudak , bebeklerde tavşan dudak oluşumu konularına değineceğiz.
 İngitere”de yapılan bir araştırmaya göre; hamilelikte sigara içen anneler, çocuklarının el ve ayaklarının özürlü doğmasına neden oluyorlar.

İngiltere”deki University College of London hastanesi doktorları, hamilelikte sigara tüketilmesinin düşük ve bebeğin normalden zayıf doğması gibi sorunlara yol açabildiğinin blindiğini, yeni araştırmanın anne adaylarını sigarayı bırakmaya zorlayabileceğini belirtiyor.. Çocuğunuz özürlü doğabilir İngiltere ve Galler”de her yıl doğrudan hamilelikte sigara tüketimiyle bağlantılı olarak yüzlerce özürlü çocuk doğuyor. Geçen yıl bu şekilde doğan bebeklerin sayısı 3700. Son 50 yıl içinde yayımlanmış 172 araştırmadaki verilerin kıyaslanmasıyla gerçekleştirilen çalışma hamilelikte sigara ve doğum kusurlarına odaklandı. 11,7 milyon doğumdan 174 bininde bebeklerin kusurlu olduğu tespit edildi. Bu verilere göre, hamilelikte sigara içen annelerin çocuklarının el ve ayaklarının özürlü olması olasılığı, sigara içmeyen kadınlarınkine kıyasla yüzde 26 daha fazla. Bebeğin tavşan dudaklı ya da yarık damaklı doğma ihtimali de yüzde 28.

 

Sağlıklı hamilelik nasıl olur?

Sağlıklı bir hamilelik geçirmek için neler yapmak lazım? 2
Bu makalemizde sizlerle sağlıklı hamilelik , sağlıklı hamilelik için öneriler , sağlıklı hamilelik nasıl olur konularına değineceğiz.
40 yaş ve üzeri anne adaylarının dikkatine! Gebelik boyunca daha sağlıklı ve sorunsuz bir dönem geçirmek için önemli püf noktalarını biliyor musunuz?

Doktora danışın riskleri azaltın

Hamile kalmadan önce olası riskleri azaltmak için mutlaka uzman bir doktora başvurarak “gebelik öncesi danışmanlık” alın. Bu danışmanlıkta; kronik bir hastalığınız varsa tedavi edilmesi, aşılarınızın tamamlanması, hamilelik sürecinde neler yapılması ve nelerden kaçınılması gerektiği konusunda bilgilenirsiniz.

Gebelik süresince sigara içmeyin

Erken su gelmesi, bebeğin eşinin erken ayrılması, bebeğin eşinin rahim ağzına yerleşmesi, düşük doğum ağırlığı, erken doğum, ölü doğum ve ani bebek ölümü gibi pek çok ciddi sorun sigaradan kaynaklanabilir. Bu nedenle, hamilelik öncesinde, hamilelik sırasında ve emzirme döneminde kesinlikle sigara kullanmayın.

Bebeğin sağlığı için alkol kullanmayın

Alkol, anne karnındaki bebeğe hamileliğin her safhasında zarar verebiliyor. Hamilelik sırasında alkol tüketmek, bebekte ciddi zeka ve davranış bozukluklarına yol açabiliyor. Alkol alan annelerin bebeklerinde “fetal alkol sendromu” olarak adlandırılan, kafa çevresinde küçüklük, büyüme geriliği, yüz anormallikleri ve zeka geriliğiyle seyreden bir sendrom görülebiliyor.

En ufak bir ağrıda ilaca sarılmayın

Hamile kalmadan önce, doktorunuzu kullandığınız ilaçlar konusunda bilgilendirin. Doktorunuz bu ilaçların hamilelik için güvenli olup olmadığını ve yan etki potansiyellerini değerlendirecektir. Doktorunuz önermedikçe hiçbir ilaç içmeyin. Özellikle bazı epilepsi ilaçları, kan sulandırıcılar, bazı hipertansiyon ve akne ilaçları, doğumsal anomali oluşturma potansiyeli taşıyor.

Aşılarınızı yaptırın sonra hamile kalın

Kızamıkçık (Rubella) geçirdiğinizi hatırlamıyorsanız suçiçeği (Varicella) için test yaptırın ve eğer bağışıklığınız yoksa aşılarınızı tamamladıktan en az bir, tercihen üç ay sonra hamile kalın. Tetanos aşısı hamilelik öncesinde de hamilelik sırasında da yapılabiliyor. Hepatit B bulaşma riski varsa, doktorunuz aşı yaptırmanızı önerecektir.

Hamile kalmadan folik asit kullanın

Hamile kalmadan en az bir ay önce, günde 0.4 miligram (400 mikrogram) folik asit içeren vitamine başlayın ve üç ay boyunca düzenli olarak kullanın. Folik asit takviyesi, bebeğin kafa kemiklerinin gelişmemesi gibi riskleri ciddi oranda düşürüyor.

Kalsiyum ve demir alın

Hamile kaldıktan sonra günde 1000-1500 miligram kalsiyum desteği kullanın. Bebeğin iskelet gelişimi için de kalsiyum çok önemli bir mineraldir. Ayrıca üç ayın sonunda bulantılarınız azalınca, günde 30 miligram demir almanız; hamileliğinizde demir eksikliği anemisi riskini azaltacaktır.

Sıcak ortamlar ve ağır egzersizler yasak

Hamileliğin ilk üç ayında vücut sıcaklığındaki ciddi artış (hipertermi), doğumsal anomali riskini artırabiliyor. Bu nedenle sauna ve kaplıca gibi sıcak ortamlara girmekten sakının. Ağırlık kaldırmaya dayalı egzersizler ve düşme riski olan binicilik gibi sporlardan uzak durun.

Cinsel hastalık testlerini yaptırın

Hamile kalmadan önce, erken doğuma yol açabilen klamidya ve gonore gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklara yönelik testlerinizi yaptırın. Kızamıkçık ve su çiçeği bağışıklığınızı da test ettirin. Eğer bağışık değilseniz, hamilelikten üç ay öncesinde aşınızı yaptırın.

Ne çok zayıf ne de aşırı kilolu olun

Modern dünyanın önde gelen sorunlarından biri olan obezite; zor doğuma ve artan cerrahi risklere kadar uzanan pek çok soruna yol açabiliyor. Aşırı zayıflık da erken doğum riskinde artışa ve düşük doğum ağırlığına neden olabiliyor. Dolayısıyla hamile kalmadan önce, beslenme ve diyet uzmanı eşliğinde ideal kilonuza ulaşmayı ihmal etmeyin. Ne çok zayıf ne de aşırı şişman olarak hamile kalmaya çalışın.

Ailenizde kalıtsal hastalık varsa genetik tarama şart

Ailenizde kansızlık, kistik fibrosis, muskuler distrofi gibi genetik hastalıklar varsa, bunlar için taşıyıcı olup olmadığınıza baktırın. Riskli durumlarda, hamilelik sırasında karnınızdaki bebek de test edilerek hasta olup olmadığı anlaşılabiliyor.

Ağız ve diş sağlığı gözardı edilemez

Dişlerdeki çürükler, erken doğum gibi ciddi sorunlara zemin hazırlayabiliyor. Bu nedenle gerek hamilelik öncesinde gerekse hamilelik sırasında çürük dişlerinizi mutlaka tedavi ettirin. Ağız hijyenine özen gösterin.

Kedisi olanlara toksoplazma testi

Kediniz varsa “toksoplazmosis” için bağışıklığınızın olup olmadığını test ettirin. Çiğ köfte yememek, pişmemiş ete çıplak elle temas etmemek de toksoplazmaya karşı alınacak önlemler arasındadır.

Yapay tatlandırıcı ve kafeini azaltın

Vejetaryen beslenme tarzı, hamilelikte B12 ve D vitamini, kalsiyum ile riboflavin açısından yetersiz kalıyor. Bu yüzden dengeli beslenin.

Yapay tatlandırıcı ve kafeini azaltın. Çünkü yapay tatlandırıcıların güvenilirliği henüz kanıtlanmadı. Kafeinin fazla alımı da, düşük doğum ağırlığına yol açabiliyor.

Cıvalı balıkları yemeyin… Kılıç gibi cıva miktarı fazla olabilecek balıklardan kaçının. Karides, somon, sazan gibi cıva açısından pek riski olmayan deniz ürünlerini haftada 1-2 kez tüketin. Deniz ürünleri, Omega-3 yağ asitleri için iyi bir kaynaktır.

 

Hamileyken aşerme

Hamileyken mobilya cilası aşermek mi? 2

Bu yazımızda sizlerle hamilelikte aşerme , hamilelikte aşerme nedenleri , hamilelikte neler aşerilir konularını ele alacağız.

Az sayıda insanda görülen yeme bozuklupu sebebiyle günde 3 kez mobilya cilası aşeren Veness, bebeği için endişelenmeye başlayınca doktora gitmeye karar vermiş.

Küçüklüğünde de yenilmesi zararlı maddeleri yemesiyle başlayan hastalığı, hamileliğinde tekrarlayarak genç kadını günde 2 ya da 3 kutu mobilya cilası yemeye yöneltmiş.

“Annem ve eşim bu durumdan çok rahatsız olmuş durumdalar. Televizyonun tozunu alırken kendimi cilayı yerken buluyorum. Çok garip bir şey ve durduramıyorum.İnsanların canı çikolata, şeker çeker. Ben ise cilaya aşeriyorum” diyen Vaness”e, doktoru bu alışkanlığı bırakmasını söylemesine rağmen Vaness hala aşermeye devam ediyor.

Doktorlar ise “Böyle sorunlar yaşayanlar derhal bir doktora başvurup düzenli beslenme ile ilgili tavsiyeler almalı. Bebek sağlığı için tehlikeli olabilecek bu aşermeler sağlıklı beslenmeyle ve düzenli bir diyet programıyla engellenebilir” diyor.